Erkan Öztürk Nereli? Bir Şehir, Bir Hikaye, Bir Yürek
Hayatın ne kadar hızlı geçtiğini bazen unutuyorum. Özellikle de Kayseri’deki sokaklarda yürürken, her bir adımda geçmişi biraz daha geride bırakıp geleceğe doğru hızla ilerlediğimi hissediyorum. Kayseri, bana sadece bir şehir değil, bir yaşam biçimi gibi geliyor. Günlüklerime yazarken bazen diyorum, “Hayat böyle mi olmalı, her şey çok hızlı mı gitmeli?” Ama sonra bir gün, bir soruyla karşılaşıyorum: Erkan Öztürk nereli? Ve bu basit soru, bütün geçmişi, duyguları ve bir yürek hikâyesini içeren bir yolculuğa dönüşüyor.
Kayseri’ye Geri Dönmek
Kayseri, benim için çocukluğumdan beri bir yerden çok daha fazlası. Her sokağı, her mahallesi beni büyütüp şekillendiren bir parça. Bu şehirde büyüdüm, sevdiklerimle, arkadaşlarımla, kaybolduğum sokaklarda bir hayat kurdum. Ama bir şey eksikti: Yabancı birinin hikâyesi. Erkan Öztürk’ü düşündüğümde, bu hikâye Kayseri’nin sınırlarını aşıyor ve beni bambaşka bir yerlere götürüyor.
Erkan, her zaman Kayseri’nin sıradan bir sokağında karşılaştığım biri gibi değil. Yüzüne bakınca, onu başka bir şehirde hayal ediyorum. Bir İstanbul sabahında, kalabalık bir caddede yürürken, bir sokak köşesinde belirebilecek birisi gibi. Ama onu Kayseri’de gördüm. Bu durum bana bir gariplik, bir yabancılaşma hissi veriyor. Kayseri’nin o tanıdık, sıcak havasında bile, Erkan’ın kimliği bir şekilde farklıydı. Belki de işte tam burada devreye giriyor, “Erkan Öztürk nereli?” sorusu.
Kayseri’den İstanbul’a
İstanbul’un gürültüsüne, ışıklarına aşina değilim. Ancak bir sabah, Erkan’ın İstanbul’a taşınma kararını duyduğumda, her şey bir anda karıştı. Beni her zaman Kayseri’nin iç sokaklarında görmek isteyen bir şehir insanı olarak, Erkan’ın tercihi sanki kaybolmuş birini arayışa dönüşmüştü. “Kayseri’yi terk etmek, neden?” diye düşündüm. Gerçekten de Kayseri gibi köklü bir şehir, Erkan’a neden yetmiyor olabilir ki? Ama İstanbul’daki hayatta neler olacağını, ne tür değişimlere yol açacağını da çok merak ediyorum.
Erkan’ın Kayseri’den ayrılmasının ardından, sokakları yürürken bazen onun izlerini arıyorum. Kayseri’nin o kararmış akşamlarında, bir şekilde onun geldiği yeri bulmaya çalışıyorum. Nerede, hangi sokakta, kimlerle büyüdü? Kayseri, ona neler kattı? Yoksa o, tıpkı İstanbul gibi, daha büyük, daha özgür bir dünyada mı yaşamayı hayal ediyordu? Ve belki de bu yüzden onu hiç bulamayacağımı hissediyorum, çünkü Erkan’ın nereye ait olduğunu ben bile tam anlayamıyorum.
Erkan’ın Anıları, Kayseri’nin Yüzü
Bir akşam, Kayseri’nin o rahatlatıcı havasında yürürken bir kafe gördüm. O kadar tanıdık bir yerdir ki orası, neredeyse çocukluğumun geçtiği her anı orada bulabilirim. Ama orada otururken, aklımda tek bir şey vardı: Erkan Öztürk nereli?
Onu tam olarak bir şehre bağlayamıyorum. Çünkü sanki Kayseri’nin sokaklarında yürürken, o çok daha fazlasını düşlüyor, kendi hikâyesinin peşinden gitmek istiyordu. Bir kez daha İstanbul’a taşındığını duyduğumda, kaybolmuş bir parça gibi hissettim. Kayseri’nin yüzünde, bir yabancı gibi duruyordu. O anlarda kendime söyledim, belki de Erkan’ı bir şehre ait görmek sadece bana ait bir yanlış anlamaydı.
Kayseri’nin sadece bir şehir değil, bir hayat olduğunu düşünüyorum bazen. Bir köyün sadeliği ile büyük bir şehrin karışımı, geçmişin ruhuyla geleceğin hayalleri arasındaki bir denge. Erkan’ı Kayseri’de bırakmak, aslında ona kaybettiğimiz bir parçayı daha sunmak gibiydi. Çünkü Kayseri’nin her bir taşında geçmişin, anıların izleri var ve Erkan, o taşların arasında bir kaybolmuşluğa doğru ilerliyor.
İstanbul, Bir Anı
Erkan İstanbul’a taşındıktan sonra, bir süre kaybolmuş gibi hissettim. Mesajlar, telefonlar, sohbetler… Her şey çok uzaklaştı. Ama bir gün bir fotoğraf geldi. İstanbul’daki yeni hayatından bir kare. O fotoğrafı gördüğümde, Erkan’ın Kayseri’de bıraktığı her şeyin derin izlerini fark ettim. Kayseri’yi geride bırakmıştı, ama her adımda, her sokakta, her yeni yüzle karşılaştığında, Kayseri’nin ona kattığı şeylerin bir parçası hâlâ içindeydi. O fotoğraf bana sadece bir şehir değişikliği değil, bir insanın kimliğini yeniden bulma çabası gibi geldi.
Erkan’ı Nerede Aramalıyım?
Erkan Öztürk nereli, diyerek başladım bu yazıya. Ama sorunun cevabı o kadar basit değil. Erkan, sadece bir şehirle değil, bir hayatla tanımlanabilir. Kayseri, onun yalnızca başlangıç noktasıydı. Ama o, aynı zamanda bir hayalini kovalayan, kimliğini arayan bir insan. Kayseri’nin taşlarının arasına gizlenmiş bir iz bulmak istiyorsanız, o iz Erkan’ın içindeki kaybolmuşlukla birlikte kaybolmuştur. Ama belki de, bu kaybolmuşluk, ona bir şehir kadar, bir insan kadar yabancı olmasını sağlıyordur. Erkan Öztürk’ün nereli olduğu değil, kimin olduğu önemli.
Ve kaybolmuş bir şehirde, Kayseri’de bir hikâye başladı. Ama asıl önemli olan, bu hikâyenin hiç bitmemesiydi.